Müttefik - Forumlar
0
   Ana Sayfa   oyuna gir Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
07 Ocak 2009, 22:38:59 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Oyunumuza üye olan kullanıcılarımız, forumlara katılabilmek için forumlara da üye olmalıdır.
 
Sayfa: 1 ... 24 25 [26] 27 28   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Meraklısına..Öylesine..  (Okunma Sayısı 10075 defa)
yokedici
Kayıp Krallık Muhafızları
Muttefik
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2.056


yokedici_mustafa@hotmail.com
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #375 : 13 Eylül 2008, 10:37:16 »

eyvallah kardeşim sağolsın.zaten mesaj kutum 25 sayfayı buldum bi ara yine temizlemem lazım.
Logged

adımlarımda 'kim ne der' diye düşünmem.
basit kişilerle polemiğe girmem.
bazı yanlışları asla affetmem.
tutkularım vardır vazgeçmem.
bazen çok severim ama söylemem.
HADDİNİZİ BİLİN DOSTLARIMA LAF ETTİRMEM
zN
Muttefik
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 182


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #376 : 30 Eylül 2008, 16:31:01 »

Bayramların yapısı gereği insanlar kendilerini mutlu olmak zorunda hisseder. Yıl boyunca birbirinin suratını görmemiş insanlar yeni aldıkları kıyafetleri sergilemek amacıyla birbirlerini ziyarete giderler, hoşça vakit geçirirler. Hoşça vakitmiş.. Sktir lan ordan. Adamların suratına bakıyorum, 'aa siz mi geldiniz' diyorlar.. Bu başlı başına bir saygısızlık değil mi? 'Siz mi geldiniz?' bu ne demek lan?! İstemiyorsanız gideriz. Meraklıydım ben senin baklavanı yiyip kolonyanı sürünmeye.
Bayramlar bana göre insanların samimiyetsizliğinin tavan yaptığı zaman aralıklarıdır. Beni günahı kadar sevmediğini bildiğim bir aile dostumuzun bana öldürürcesine sarılmasının başka bir açıklaması yok zira. O evden çıktıktan sonra bir daha yüzüme bakmayacak o adam, biliyorum. Ama her nedense evindeyken ah cicim, oh kuzum muhabbeti dönüyor. Bırak ya.. Sevmiyorum olum seni. Samimiyetsiz şeey.

Bayramlar benim için işkencedir. Söylediğim gibi, beni sevmediğini bildiğim adamlara/kadınlara gidip sahte gülüşmelerini dinlemek canımı sıkar benim. Bir de tatlı üstüne tatlı getiriyorlar. Şeker hastası yapıp öldürmeye çalıştıklarını biliyorum.. Psikolojileri bu derecede bozulmamış olanları ise ısrarla tatlı yememi söylüyor, bana o tatlıyı yedirecek ki ben gidince 'baklavayı kuruttu şerefsizin çocuğu. sana mı yaptık lan koca tepsi baklayavı' diyebilsin arkamdan. Bu nedenle hiçbir ikramı kabul etmiyorum ziyaretlerde. Kabul etmediğim için arkamdan 'yabani' dediklerini bilsem de, sineye çekiyorum.
Güzel yanları yok mu bayramların? Vardır mutlaka.. Nah vardır.. Yaş ilerlediği için artık para da vermiyorlar ellerini öpünce. İçimden gelerek ellerini öptüğüm büyüklerimi tenzih ederim. Karşılıksız seviyorum çünkü ziyarete gittiğim çoğu insanı. Para versin ya da vermesin, her bayram gidip gönlünü alırım.. Ama babamın veya annemin arkadaşı olduğu için zorla götürüldüğüm insanlar, hele ki benim hakkımdaki düşüncelerini biliyorsam, çok tiksindiriyor beni. Ellerini öpesim falan gelmiyor. Nerde o eski bayramlar deyip 100 yıllık kahvehane geyiğine dönmek istemiyorum, ama eski bayramları gerçekten özledim.. Eskiden insanların gülüşleri sahte olmazdı.. Eskiden bayram ziyaretlerine 'olum yabani olma yürü şuraya' diye götürülmezdim. İçimden gelerek giderdim.. Peki şimdi ne değişti?
Sanırım beklentiler...
Biz eskiden bayram için gittiğimiz abilerin/ablaların hikayelerini dinlemek, büyük muhabbetine salça olmak için giderdik her nereye gidiyorsak..
Şimdi bize gelen veletlere bakıyorum, birisi benim bilgisayarımın başına oturdu aptal kraloyun.com oyunlarını oynadı, diğeri kardeşimin oyuncaklarını ordan oraya attı. Büyükler ise hiç ses çıkarmadan birbirlerine baktılar.. Böyle değildi eskiden.. Konuşmak için gidilirdi ziyaretlere.

Şeker toplamak için sokağa dökülürdük biz eskiden. En yeni kıyafetlerimize toz değmesin diye türlü taklalar atardık sokaklarda. Topladığımız şekerler cebimizden taşana kadar devam ederdik gezmeye, cebimizden taşınca oturur yerdik. Şimdikiler ne yapıyor?
Sabah birkaç tane çocuk geldi, zile bastı, aldım elime şeker kavanozunu, indim aşağıya. Açtım kapıyı, uzattım şekeri.. Çocuk dedi ki;

- aa bu ne bee?!

Elbise askısı .mına koyum. Ne olacak, şeker.

- biz para isteriz
+ niye? babanızın parası yok mu?
- vaar
+ ondan isteyin o zaman
- üff salak

El kadar velet salak dedi ulan ayaküstü.. Kodumun yerden bitmesi. Gelmişler resmen haraç kesiyorlar abura koyim. Vermeyene de hakaret ediyorlar. Bu mu lan bayram ruhu?! Bu mu olm yetişen nesil? Gerizekalı lan bunlar!
Kapitalizm, kapitalizm dedik, büyüyor bu dalga dalga.. Ben küçükken dedem para verince utanır almazdım lan.. Çok isterdim ama babam bir bakış atardı, pısıp kalırdım koltuğa. Dedem cebime zorla sokana kadar debelenirdim almamak için..
Bunların bir de babası var. Ne midesiz adamsınız abicim siz?! El kadar çocuğu dilendirmeye utanmıyo musunuz? Gelsinler, şeker istesinler, kolisiyle vereyim, ama para mı verilir her gelene lan? Ve bir değil, iki değil yaklaşık 6 farklı grup gelip para istediler benden.. İstisnasız alayı hakaret edip gitti. Hiçbir bayram şeker veremeyen bir Hanife teyzemiz vardı küçükken.. Ulan ilk ona gider, elini öperdik biz bayramlarda.. Sevimliydi çünkü kadın, çocukları severdi. Durumu yoktu, şeker veremezdi, ama kendisi şeker gibiydi zaten.. Bu veletleri izledim bir süre, biri dedi ki;

- şu karşıki evde bi ibne var, para vermiyo. gitmeyin oraya

Gelmeyin lan. Para almak için gelecekseniz gelmeyin abura koyim. Çok meraklıydık sizin salyanızı elimize akıttırmaya. Sümüklü piçler.

Bugün ziyarete gittiğimiz bir eve bizden sonra 3 aile daha geldi.. Toplamda 7 kişiyiz evde 10 dakika boyunca şu diyalog vardı;

Ahmet = 1
Aysel= 2
Veli= 3
Nezahat= 4
Hüseyin= 5
Nihal= 6
Ben, kendim= 7

1: Nasılsın 2?
2: İyiyim, sen nasılsın 1?
1: İyiyim ben de. Sen nasılsın 3?
(o sırada yan koltuk)
2: Nasılsın 4?
4: İyiyim, sen nasılsın 2?
2: İyiyim ben de. Sen nasılsın 5?
(o sırada yan koltuk)
5: Nasılsın 3?
3: İyiyim, sen nasılsın 5?

7: Yeter lan! Hepiniz iyisiniz, harika hissediyosunuz, hayat çok güzel. Ama bir yere kadar olm. İnsan sayılırım olm ben de bir yerde. Sürekli çok sesli korolar gibi 'iyiysensennasnasılıliyiiyi' sesler çıkartırsanız psikolojim bozulur benim ortada. Hayır bir de adam yerine koyup sormuyorlar bana 'sen nasılsın 7' diye.. Sormasınlar, şart değil, ama nasıl daha çok konuşup daha boş konuşuruz yarışına girdiler mi deliriyorum ben. Birbirini tanımayan bir sürü insanı tek evde buluşturan o ev sahipleri de kıs kıs gülüyor millet birbirine nasılsın diye sayıklarken.. Çakallar.

Günümüz bayramlarının güzelliği akşamları oluyor bizim için sanırım.. Belki eski bayramların güzelliği de akşamlarıydı, ama ben eski bayramlarda genç değil, çocuktum, o yüzden yorum yapamıyorum.. Ama bu yaştan sonra bayram gündüzleri eğlenmek için yapabileceğim hiçbir şey kalmadığına bugün ikna oldum. Ramazanı da bitirdik, alkol serbestisi geldi.. Şerefe.

(Lan o değil de, Ramazandan çıkar çıkmaz içki içeceksin madem, Ramazanda da içsene köpoğlu. Sanki üzerinden büyük bir yük kalkmış, bir bela seni bırakmış gibi, bittiği gün sarılıyosun içkiye.. Hiç kasma, Ramazan içinde de iç anasını satayım.. Gelecek Ramazan düşünmek lazım bunu.. Asıl mahalle baskısını o zaman görür mister Tayyip..)
Logged

Nikola Tesla > Thomas Edison
YALCOO
Kayıp Krallık Muhafızları
Muttefik
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 826



Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #377 : 30 Eylül 2008, 16:34:43 »

 Sırıtan Sırıtan Sırıtan Sırıtan Sırıtan Sırıtan Sırıtan Sırıtan Sırıtan Sırıtan Sırıtan Sırıtan Sırıtan Sırıtan puahhaahaahahhaahahahahaaah ooooooooooooyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyy
Logged

***KARACALAR***
Heroes_Empire
Muttefik
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.033


Rakı+Balık=Aganın Yeri


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #378 : 30 Eylül 2008, 17:26:26 »

Nasılsın kısmından sonra gözlerimi yerde açtım Kahkaha
Logged

Northern LightS    ~    Heroes Empire

zN
Muttefik
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 182


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #379 : 01 Ekim 2008, 09:28:26 »

--- yer: istiklal/burger king ---

bir grup arkadaş bir masa etrafına toplanmış, maydonozlu maydonozlu hamburgerleri mideye indirmekte.. gözlük takanının dişinde yeşil bir maydonoz göze çarpmakta.. yanındaki sarı saçlı arkadaşının uyarısı ile kendine geliyor, tırnağı yardımı ile çekip çıkarıyor maydonozu dişinden.. yemekler yeniyor, sigaralar yakılıyor.. içlerinden sigara içmeyen birisi arada sırada üzerine doğru gelen dumana üflüyor.. 'içmeyin şu zıkkımı' diye talimat veriyor arkadaşlarına.. ve derin bir muhabbet başlıyor.. içlerinden en konuşkan olanı başlıyor anlatmaya;'küçükken köyde traktör kasasında tarlalara gidip gelirdik. yolların kenarına sarkmış ağaç dallarından falan kaçar, matrixcilik oynardık.. neyse bir gün gözümü kararttım, bir yemiş ağacının dalına tutunup onu koparacağım, üzerindeki meyveleri yiyeceğiz.. traktör gidebildiği son hızla giderken gözüme bir dal kestirdim.. tuttum dalı, ne oldu biliyo musunuz? dal kopmadı, dal beni kopardı.. traktör kasasının tabanından kesildi ayaklarım, havada sallanıyorum. dalı bıraksam kıç üstü düşeceğim.. traktör de aldı başını gitti, herifler bana gülüyor.. bi cesaret bıraktım. lök diye düştüm... kolum kırılmıştı..'anlatılan bu trajikomik hikayeye kahkalarla gülüyor masa çevresindeki insanlar.. içlerinden en güzel ve en dişi olanı 'ay ne sevimli çocukmuşsun sen' diyor, diğerleri de başlarını öne arkaya sallamak sureti ile onaylıyorlar bu sözü.. gülmeyen tek kişi mehmet.. mehmet kısa saçlı, büyük burunlu bir çocuk. herkes anlatılana gülerken o bir şeyler kuruyor kafasında..

---yer: konya/ otobüs durağı ---

bir grup arkadaş durağın önünde otobüs bekliyor.. hava sıcak, boğucu bir nem var.. sıcağın kavurucu etkisinden bir nebze sıyrılabilmek için birbirlerine espriler yapıyorlar, sonra gülüyorlar.. uzun boylu, dar omuzlu olan çocuğun fermuarı açık.. fakat o bunun farkında değil.. sırtına astığı adidas çantası dolgun görünsün diye içine doldurduğu ansiklopedilere lanet ediyor.. ne gerek vardı ki böyle bir şeye? otobüsün gelmesine 15 dakikadan az bir zaman var.. sıcağın altında ter akıtırlarken muhabbetlerini hiç bölmüyorlar.. sarı saçlı, büyük burunlu bir mehmet var aralarında.. birazdan anlatacağı hikayeye hazırlanıyor.. muhabbetin en can alıcı yerinde alıyor sazı eline..'küçükken köyde traktör kasasında tarlalara gidip gelirdik. yolların kenarına sarkmış ağaç dallarından falan kaçar, matrixcilik oynardık.. neyse bir gün gözümü kararttım, bir yemiş ağacının dalına tutunup onu koparacağım, üzerindeki meyveleri yiyeceğiz.. traktör gidebildiği son hızla giderken gözüme bir dal kestirdim.. tuttum dalı, ne oldu biliyo musunuz? dal kopmadı, dal beni kopardı.. traktör kasasının tabanından kesildi ayaklarım, havada sallanıyorum. dalı bıraksam kıç üstü düşeceğim.. traktör de aldı başını gitti, herifler bana gülüyor.. bi cesaret bıraktım. lök diye düştüm... kolum kırılmıştı..'şeklinde bir hikaye anlatıyor.. hikayesinde kullandığı birinci tekil şahıs etik açısından doğru değil, ama o bunu umursamıyor.. umursadığı tek şey o an için insanları kendine hayran bırakabilmek, 'ay ne sevimli çocukmuşsun' nidasını işitebilmek.. amacına da ulaşıyor. etrafındaki insanlar gülüyorlar hikayesine, hoşlarına gidiyor mehmet'in (!) anısı.. mehmet mutlu mutlu sırıtırken arkasında ansiklopedi dolu adidas çanta taşıyan adamın kafasında ne tilkiler döndüğünden habersiz.. o adamın iki gün sonra aynı hikayeyi bir kafede arkadaşlarına birinci tekil şahıs ile anlatacağından habersiz..

***

--- yer: kordon/heykel önü ---

bir grup insan akşam vakti heykelin önüne oturmuş, gazete kağıdına sarılı biralarını yudumluyorlar.. ortam çok kalabalık ve dönen muhabbet etkileyici.. aralarında barındırdıkları selim isimli tıknaz, saç döken adamın birazdan neler yapacağından habersiz konuşuyorlar.. grubun en solunda oturan iri cüsseli, top sakallı arkadaş silik bir tip.. silik olması nedeniyle anlatacağı ilginç şeyler mutlaka var.. her kafadan ses çıkar halde yan tarafta uyuyan köpeği bile rahatsız ederlerken şöyle bir diyalog yaşanıyor;
- abi sizin sınıftaki şu sarışın kız çok minyon be.
+ öyle abi
iri cüsseli arkadaş özeleştiri yapıyor, içinde verdiği sessiz savaşın galibi ağzı oluyor ve şu sözler dökülüyor ağzından: tavada görsem balık diye yerim ben onu. her kafadan ses çıktığı için duyulmuyor iri cüsseli arkadaşın sesi.. fakat selim duyuyor.. selim'den başka kimse duymuyor iri cüsseli arkadaşın cüssesinden beklenmeyecek derecede düşük çıkan sesini. ve selim bağırarak dahil oluyor muhabbete;
+ olm bizim şişman onu tavada görse balık diye yer onu lan ehehehe
herkes bu espriden pek memnun. minyon kız zaten sevilen bir tip değil. böyle yerilmesi hoşlarına gidiyor. kahkahalar ile gülüyorlar.. içlerinden birisi 'alemsin mehmet' diyor.. iri cüsseli arkadaş ise utanmış, başı önünde ayakkabısının bağcıklarının nasıl bağlandığını inceliyor.. yan taraftan patlamak üzere ayakkabısı, bunu da farkediyor. yapılan şey hiç hoş değil, ama gülmek zorunda olduğunu hissediyor.. ve gülümsüyor belirli belirsiz..

***

--- yer: hayal kahvesi/eskişehir ---

iki arkadaş karşılıklı oturmuş kahve içiyorlar.. birisi hararetle derste yaşadığı bir olayı anlatıyor.. öteki öylece oturmuş dinliyor.. kahve sıcak gelmiş, içemiyor.. soğumasını bekliyor. az önce arkadaşına çaktırmadan 5 adet küp şeker attığı kahvesi üzerinde dumanlar süzülürken o da parmaklarını birbirine çarptırıyor.. sözüm ona karşısındakini dinliyor.. derken karşısındaki adamdan bir fikir çıkıyor.. yaz tatilinde sınıfı toplayıp bir tatil beldesine gitmek fikri çok cazip geliyor sıcak kahve içemeyen adama.. 'abi sınıfla konuş' diyor.. fikir sahibi 'tamam gidince söyleyeceğim' diyor. aradan 10 dakika geçiyor, kahvelerini içmiş, hesabı ödemiş, sokağa çıkmış iki arkadaş.. tatil fikrinin sahibi bir arkadaşına uğramak için ayrılıyor, diğeri ise kampüse dönüyor..

--- yer: anadolu üniversitesi/atatürk kültür merkezi önü ---

yaklaşık 23 kişilik bir grup dersten çıkmış, ilk buldukları çime kendilerini atmışlar.. koşarak kendilerine yaklaşan sınıf arkadaşlarını izliyorlar.. nefes nefese yanlarına gelen çok önemli bir şey söyleyeceğini söylüyor, herkes sustuktan sonra başlıyor;'abi süper bi fikrim var. yaz yaklaşıyor, biraz para biriktirip tatile gitsek ya beraber? otelde kalırız, yer içer eğleniriz?' fikir çok beğeniliyor, hemen çalışmalara başlanıyor.. 'süper fikir abi' diyor kırmızı saçlı bir kız.. 'tabi kızım, sizi düşünüyoruz' diyor oğlan.. o sırada hayal kahvesinde fikri veren arkadaş elinde bir sigara olduğu halde okula doğru geliyor, fikrini arkadaşlarına anlatmak niyetinde.. çok geç olduğundan habersiz.

***

--- yer: ankara/tkp mitingi ---

ellerinde kızıl bayraklarla bir sürü insan hararetle slogan atıyor.. o sırada oradan geçmekte olan hüseyin duvara dayanmış üç gencin konuşmasına kulak misafiri oluyor.. gençler,'tabi ki sistem yanlış, yoksa asla bu hale gelmezdik. ama ben sana katılmıyorum kaan, proleterya'ya artık bir ütopya gözü ile bakılıyor. içinden çıkılmaz bir hale geld...'hüseyin oradan uzaklaştığı için devamını duyamıyor.

--- yer: ankara üniversitesi/dtcf ---

dersin başlamasını bekleyen tarih öğrencileri kapı önüne birikmiş, sistem hakkında konuşuyorlar.. o sırada yanlarına gelen hüseyin'i farketmiyorlar, çünkü çok heyecanlı bir tartışma yaşanıyor aralarında.. hüseyin de ne konuştuklarını anlamadan dinliyor.. tartışmanın tıkandığı bir anda hüseyin çıkıyor meydana,'prolatarye ütyopya bence' diyor.. ne dediğini kendisi de bilmiyor, fakat bildiğini sansınlar istiyor.. telaffuz hatası yaptı, ama görünürde bunu önemseyen insan yok..

***

--- yer: türkiye ---
onlar her yerdeler...
Logged

Nikola Tesla > Thomas Edison
. . . FiGaRo . . .
Muttefik
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 672



Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #380 : 02 Ekim 2008, 17:12:20 »

yazık  Gülümseme
Logged


Tam bayılacakken para sayılacakken
kafa dağılacakken ama kayılacakken
Baktık basemode Un gözleri kayık
anlaşılan sadece onlar ayık
Tam yazılacakken zar tutulacakken
para saçılacakken kafa koparacakken
Baktık sizlerin ömrü az ama
az zamanda size çok şey yaşatacaz


#YEniMAhalLE#
fuqistan
Ziyaretçi
« Yanıtla #381 : 03 Ekim 2008, 00:54:19 »

Kadın her sabah olduğu gibi o günde beyaz değneği ve el
>>>>>>>>yordamı ile
>>>>>>>>otobüse
>>>>>>>>binmişti.

>>>>>>>>
>>>>>>>>şöför;

>>>>>>>>-Soldan üçüncü sıra boş hanımefendi, dedi.
>>>>>>>>Kadın 32 yaşında güzel bir bayandı ve eşi oldukça yakışıklı
>>>>>>>>bir
>>>>>>>>deniz subayı idi. Bundan bir kaç ay önce yanlış bir teşhis
>>>>>>>>sonucu
>>>>>>>>gerçekleştirilen ameliyatla gözlerini kaybetmişti genç kadın
>>>>>>>>ve
>>>>>>>>asla
göremeyecekti.
>>>>>>>>Kocası ameliyattan sonra acı gerçeği öğrenince yıkılmış ve
>>>>>>>>kendi
>>>>>>>>kendine bir söz vermişti. Asla karısını yalnız bırakmayacak,
>>>>>>>>ona sonuna
>>>>>>>>kadar destek olacak, kendi ayakları üzerinde durana kadar
>>>>>>>>cesaret
>>>>>>>>verecekti.
>>>>>>>>Günler geçiyordu. Kadın her geçen gün kendini daha kötü
>>>>>>>>hissediyor, çok sevdiği kocasına yük olduğunu düşünüyordu.
>>>>>>>>Eşinin bu
>>>>>>>>içine
>>>>>>>>hali kocayı çok üzüyordu. Bir an önce bir şeyler yapması
>>>>>>>>gerekiyordu, karısı
günden güne kendi içine kapanık
>>>>>>>>dünyasında
>>>>>>>>kayboluyordu.
>>>>>>>>Bütün gün düşündü koca, nasıl yardım edebilirim güzeller
>>>>>>>>güzeli
>>>>>>>>eşime diye. Birden aklına eşinin eski işi geldi. Geri
>>>>>>>>dönmesini
>>>>>>>>isteyecekti. Ama bunu ona nasıl söyleyecekti, çünkü artık çok
>>>>>>>>kırılgan ve
>>>>>>>>neşesizdi.
>>>>>>>>Bütün cesaretini toplayarak akşam karısına konuyu açtı.
>>>>>>>>Karısı dehşetle gözlerini açtı: -
>>>>>>>>Ben bunu nasıl yaparım ben körüm, diye bağırdı.
>>>>>>>>Kocası ona destek olacağını, her
sabah kendisinin işe
>>>>>>>>bırakacağını
>>>>>>>>ve akşamları da iş çıkışında alacağını ve ona çok güvendiğini
>>>>>>>>söyledi.
>>>>>>>>Çünkü eşini tanıyordu ve bunu başarabileceğini biliyordu.
>>>>>>>>Kadın
>>>>>>>>büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü eşini çok seviyordu
>>>>>>>>ve onu kırmak
>>>>>>>>istemiyordu.
>>>>>>>>Her sabah eşini işine bırakıyor ve akşamları da alıyordu
>>>>>>>>fedakar
>>>>>>>>koca. Günler böyle ilerledi, karısı eskisinden biraz daha
>>>>>>>>iyiydi. Fakat
>>>>>>>>kocası daha fazlasını istiyordu, kendisine söz
vermişti
>>>>>>>>sonuna kadar
>>>>>>>>gidecekti. Aksam karısına:
>>>>>>>>- Artık işe kendin gidip gelmelisin, dedi.
>>>>>>>>Kadın şaşırmıştı. Bunu asla yapamayacağını söyledi. Kocası
>>>>>>>>ısrar
>>>>>>>>edince onu yine kıramadı ve bütün cesaretini topladı. Bunu
>>>>>>>>kendisi de
>>>>>>>>istiyordu ama o kadar güveni yoktu.
>>>>>>>>Sabahları kadın artık otobüs durağına kendisi gidiyor,
>>>>>>>>otobüsüne
>>>>>>>>biniyor ve
>>>>>>>>otobüsten inerek işine gidebiliyordu .
>>>>>>>>Günler günleri kovaladı, hiç bir problem yoktu. Yine bir
gün
>>>>>>>>otobüse binerken, şoför : - Sizi kıskanıyorum, hanımefendi
>>>>>>>>dedi.
>>>>>>>>Kadın kendisine söylenip söylenmediğini anlayamadan, neden
>>>>>>>>diye
>>>>>>>>sordu.
>>>>>>>>Şoför: - Çünkü her sabah sizin arkanızdan bir deniz subayı
>>>>>>>>genç
>>>>>>>>adam otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size
>>>>>>>>bakıyor,
>>>>>>>>otobüsten indikten
>>>>>>>>sonra yeşil ışıkta yolun karşısına geçmenizi bekliyor siz
>>>>>>>>binaya
>>>>>>>>girdikten sonra arkanızdan öpücük yollayıp size her gün

>>>>>>>>sevgiyle el
>>>>>>>>sallıyor , dedi.
>>>>>>>>
>>>>>>>>
>>>>>>>>HERKESIN BU KADAR SEVMESI VE SEVILMESI,
>>>>>>>>HEPSINDEN DE ÖNEMLISI BÖYLE BIR SEVGIYI HAK
>>>>>>>>EDECEK INSANI BULMASI DILEĞIYLE..
>>>>>
>>>>>

ALINTIDIR
Logged
fuqistan
Ziyaretçi
« Yanıtla #382 : 05 Ekim 2008, 21:47:08 »

KÜSTÜM

Güneş ısıtıyordu içimizi,
Birlikte yapıyorduk çişimizi,
Limon kamaştırıyordu dişimizi,
Sen gittin ya ben sana küstüm…

Duvarlara sinmişti kokun,
Badana yaptıramadım yarim,
Klozetteydi hala bokun,
Elim bir türlü sifona gitmedi.
Gel de göğüs kıllarıma dokun,
Sen gittin ya ben sana küstüm…

Gül dökerdim yollarına,
Epilasyon yapardım kollarına,
Selam söyle amcaoğullarına,
Sen gittin ya ben sana küstüm…

Senden vazgeçemem dedim anlamadın,
Sen benim için “evde donla gezmek” gibi bir şeydin.
Gülüm, son dakika golüm,
N’olur biraz volüm volüm,
Beni ancak ölüm anlar ölüm,
Sen gittin ya ben sana küstüm…

Hadi gel gene yap kaprisini,
Sana bağışlasın babam kurban derisini,
Google’de arasan bulamazsın benim gibisini,
Sen gittin ya ben sana küstüm…

Daha seninle konuşmam,
Eteğine, g-stringine bile karışamam,
500 kontor harcasan bile barışmam,
Sen gittin ya ben sana küstüm…

Hani burnunla oynardın ya o pembe gecelerde,
Sümüğünü çıkarır da, çaktırmadan koltuğun altına silerdin,
Sonra o ellerinla beni okşardın.
İşte ben o anları düşünerek sümkürüyorum yorganın altında,
Sümkürdüğün selpakları atmadım,
Hepsini sakladım, kokladım,
Atmak istedim ama atamadımmmm!
Yalvarıyorum rabbime,
Beni bir kere çaldır diye.
Ama sen, kapsama alanımın bile dışındasın vefasız.
Kontorun var biliyorum, elleri çaldırıyorsun ulan.

Sen…
Bir GPRS uyumlu, kameralı, hafif cep telefonuna beni satan sen…
Sen…
Kredi kartımın limiti yetersiz diye hayıflanan sen…
Sen…
Akbil dolduruyorum diye benden iğrenen sen ulan sen…

Sen gittin ya ben san küstüm…
Küstüm, küstüm, küstüm…
Logged
traJEdi
Muttefik
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 689


! traJEdi '21blackJack'

trajed1@hotmail.com
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #383 : 25 Ekim 2008, 12:41:54 »

hanı sonbahar gelırde agaclardan yapraklar dokulur ya
hanı yaprakar dokulunce agac cıplak kalır ya
hanı butun rengı gıderya agacın
ben bır agac isem yapraklarım sensın
bana sekıl veren, guzel yapan sensın
sonbahar hıc gelmesın
dokulur yapraklarım cıplak kalırım, kaybederım butun guzellıgımı

hani gokyuzunde bulut olmayan geceler vardır ya
hanı boyle gecelerde uzanıp gokyuzundekı yıldızlara bakarsın
hanı karanlıgın ıcınde parıldar yıldızlar
ben gecelerı gokyuzuysem yıldızlarım sensın
benı aydınlatan, gorkemlı kılan sensın
bulutlar hıc gelmesın
kaybolur yıldızlarım cekılmez olurum, karanlık kalırım, kaybederım gorkemımı

hanı mezarlıkların ısımler yazılı taşları vardır ya
hanı sahıpsız olmadıgı bellı olsun dıye dıkılır
hanı burda yatan bırı var basıp gecmeyın denılır,
hanı unutulmasın ıstenılır
ben mezarda yatan bırıysem, mezar taşım sensın
benım sahıpsız olmadıgımı gosteren, unutulmamı engelleyen, varlıgımın ıspatı sensın
BEN HIC OLEMEM!
olmek ıcın unutulmalıyım, olmek ıcın kaybolmalıyım, olmek ıcın sahıpsız kalmalıyım
Tanrım umarım eksık olmaz mezarımda taşım..
Logged

kötüyüm ben, kötüyüm, kötüyüm, herkesi hasta eder, kustururum... kustururum... Drow kötülerın ırkı... No Fake! No Efect!
fuqistan
Ziyaretçi
« Yanıtla #384 : 01 Kasım 2008, 20:14:29 »

Bir kız ve bir delikanlı,bir motorsikletin üzerinde (180 km )hızla
gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor;

Kız : Lütfen yavaşla,ben korkuyorum
Delikanlı : Hayır,bak ne kadar eğlenceli
Kız : Lütfen,lütfen,çok korkuyorum
Delikanlı : Peki,beni sevdiğini söyle
Kız : Seni çok seviyorum,lütfen yavaşla
Delikanlı : Şimdi de bana sıkıca sarıl
Kız delikanlıya sıkıca sarılır
Delikanlı : Şapkamı alıp,kendine takar mısın? Başımı çok sıktı.
Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı: Motorsiklet kazası;
Motorsiklet,fren arızası nedeniyle,bir binaya çarptı.Üzerindeki 2
kişiden sadece biri kurtuldu.Gerçek ise şöyleydi;Yolun
yarısında,delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış ama bunu kıza
belli etmek istememişti.Bunun yerine,kızdan kendisini sevdiğini
söylemesini istemiş ve kendisine son defa sarılmasını
istemişti.Sonra da kendi ölümü pahasına,kızın başlığı takmasını ve
hayatta kalmasını sağlamıştı.


İŞTE GERÇEK AŞKIN ANLAMI DA BUYDU
Logged
traJEdi
Muttefik
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 689


! traJEdi '21blackJack'

trajed1@hotmail.com
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #385 : 01 Kasım 2008, 20:50:01 »

 Gülümseme guzeldı tesekkurler furkan
Logged

kötüyüm ben, kötüyüm, kötüyüm, herkesi hasta eder, kustururum... kustururum... Drow kötülerın ırkı... No Fake! No Efect!
Kedi Yiyen Psikopat Fare
Muttefik
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 82



Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #386 : 02 Kasım 2008, 06:30:23 »

Kadın Beyoğlu'nun bir kış akşamında,
üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan
muzdarip yürüyordu... Adam da... Yürümek hiçbir şeyi
çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında
yaralı bir öyküyü taşıyordu adam... Kadının yüzünde
bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...
Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti...
... Soğuğun ve karanlığın vehameti! Kızgın


Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,
sesinin sesimde yankılanmasının... sanki perdedekine
üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün
içime... Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim
seyir defterimde..
Logged
traJEdi
Muttefik
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 689


! traJEdi '21blackJack'

trajed1@hotmail.com
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #387 : 02 Kasım 2008, 12:55:29 »

 Gülümseme
Logged

kötüyüm ben, kötüyüm, kötüyüm, herkesi hasta eder, kustururum... kustururum... Drow kötülerın ırkı... No Fake! No Efect!
volkan54
STORMS
Muttefik
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 453



Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #388 : 02 Kasım 2008, 12:57:15 »

 Masum
biraz felsefik olmuş
Logged

Kedi Yiyen Psikopat Fare
Muttefik
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 82



Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #389 : 03 Kasım 2008, 18:59:23 »

an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
   gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
      o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
   çalgılar susar heves kalmaz

an gelir
ömrünün hırsızıdır
   her ölen pişman ölür
      hep yanlış anlaşılmıştır
         hayalleri yasaklanmış

son umut kırılmıştır
   kaf dağı'nın ardındaki
      ne selam artık ne sabah
         kimseler bilmez nerdeler
            namlı masal sevdalıları

evvel zaman içinde
   kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
   çeşmelerden akar sinan
      an gelir
         -lâ ilâhe illallah-
            kanunî süleyman ölür

görünmez bir mezarlıktır zaman
   şairler dolaşır saf saf
      tenhalarında şiir söyleyerek
         kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
   saatli bir bombadır patlar
      an gelir
         Attila İlhan ölür
Logged
Sayfa: 1 ... 24 25 [26] 27 28   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Theme by m3talc0re. Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC MySQL | PHP | XHTML | CSS
Bu Sayfa 0.084 Saniyede 17 Sorgu ile Oluşturuldu